Köşe Yazıları
 Yaşar Kemal
Unutulan Şair Cemal Kırca
-Şiir insanoğlunun mayasında vardır.
Şiir ölmez. Şiir, insanlık var oldukça,
insanların ruhunu titretmeyi sürdürecektir.-
Cemal Kırca
Cemal Kırca haklı, insanoğlu durdukça şiir de kalacaktır. Yalnız, güzel şiiri yazanlar unutuluyor. Unutulanlar kimi zamanlarda yeniden diriltiliyorlar, adamlarını bulunca, yani büyük bir eleştirmenle karşılaşınca. Ama unutulanlar da var. Hem de çok. Örneğin Niyazi Akıncıoğlu. O, unutulacak bir şair değildi. Burada adları sıralamak istemiyorum. Alın işte Cemal Kırca.
Büyük şairlerin, iyi şairlerin kimi nitelikleri vardır; halk gibi söylemek, yalın, ince, kahvede konuşur gibi. Bir iki örnek vereyim: Nâzım Hikmet, Orhan Veli, Yunus Emre... Homeros da öyle söylüyor, diyorlar.
Cemal Kırca’yı nasıl tanıdın? diye soruyor arkadaş. Onu tanımam gereken en güzel yerde tanıdım. Nurullah Ataç’ın evinde. Nurullah Ataç, yazın için yaratılmış bir kişilikti. Nerde güzel bir şiir bulsa ezberler, ne zaman güzel bir roman okusa diline pelesenk eder, önüne gelene anlatırdı. Bir şiiri çok beğenirse, şiirsever tanıdıklarını, dostlarını teker teker dolaşır şiiri okurdu. Sonra da bütün cömertliğiyle yazardı. Yukarda söylediğim nitelikteki şairleri, çoğu unutulmuş şairleri bulur tanıtmak için, öz şiiri anlatmak için çabalar dururdu.
Cemal Kırca’yı işte bu şiir ve yazın evinde tanıdım. Belki de Ataç beni o gün Cemal Kırca’yla tanıştırmak için çağırmıştı. Evde Cahit Sıtkı da vardı. Bir kişi daha vardı ya unutmuşum.
Kırca-Dıranas dostluğu
Ankara’da kaldığım sürece Cemal Kırca’yla buluşuyor, konuşuyorduk. Bana şiirlerini okuyor, ben de ona Karacaoğlanlar okuyordum. Kimi zamanlar da meyhanede buluşuyorduk, Cahit Sıtkı da geliyordu o meyhaneye. O zamanlar ben içki içmiyordum. Onlar da benim içmediğimin farkına varmıyorlar. Varsalar da aldırmıyorlar. Cahit Sıtkı’ya Kürt şiirleri okuyordum, Cahit Sıtkı da Kürt şiirlerini çok güzel Türkçe’ye çeviriyordu. Yazık ki ezbere o kadar çok Kürt şiiri bilmiyordum.
Cemal Kırca’yla tanışır tanışmaz, hemencecik dostluğumuz Kürt şiirlerinden başladı sanırsam. Doğuda yargıçlık yapmıştı. Bir de askerliğini Karaköse’de, Ağrı’da yapmıştı. Ahmet Muhip Dıranas da askerliğini orada yapmıştı. Askerlik arkadaşıydılar. Bunun için olacak Kırca’nın en yakın arkadaşı Dıranas’tı. Dıranas’la tanışıyordum ya Cemal Kırca’yla birlikte buluştuğumuzda onu daha iyi anlamıştım. AĞRI şiirini biliyordum, bazı kısımlarını da ezber etmiştim. Çok görüşemedimse de Dıranas’la yakın bir dostluğumuz oldu. Romanlarımı seviyordu.
Doğu Anadolu o zamanlar, inanılmayacak kadar kötü yönetiliyordu. Bugünden de daha kötü. Ve coşkun şair Cemal Kırca, her önüne gelene değil de dost sandıklarına Doğu Anadolu’yu anlatıyordu. Şiirlerinde de o büyük acılar vardı. Oraları gören her vicdanlı insanın tepkileri bundan başka olamazdı. O yüzden işinden oldu. Şiirlerini hemen hemen hiç yayınlayamadı. Edebiyat çevrelerinde çok sevilen, sayılan bir kişiydi. Üstelik de elinden alınmış yargıçlığına yeniden kavuşmuş, Yargıtay’da çalışmaya başlamıştı. O, şiirlerini, bu kadar güzel şiirlerini her yerde yayınlatabilirdi. Ne oldu bilemiyorum, o da Niyazi Akıncıoğlu gibi kendini köşeye mi atmıştı? Kırklareli’ne gittiğimde Niyazi’yi cübbesini giymiş mahkeme kapısında görmüştüm. Avukat arkadaşımızın şiiri bıraktığını sanmıyorum. Mahkemeden döndüğünde bana üst üste birçok şiir okumuştu, ne oldu o şiirlere?
Bana toplumun adaleti var gibi geliyor ama belki yanılıyorum. Kimbilir ne kadar yetenek, ne kadar büyük sanatçı güme gitmiştir. Hafızayı beşer diyorlar ama ona da güvenimi yavaş yavaş yitiriyorum. Bugünkü dünyada hafızayı beşerin adını bile anan yok.
Can çıkmayınca...
Bugünkü Türkiye’ye bakıyorum da kültür sanat hak getire. Gene de can çıkmayınca umut çıkmaz. Yiğeni olan
İhsan Tevfik
Kırca’ya teşekkür etmeliyiz. Her şeye karşın yitip gitmiş bir şairi yıllarca çalışarak bize armağan eyliyor.
O, bir halk adamıydı, halkın içinden geliyordu. Halkın yaratıcı dilinin zenginliğine erişmiş, halkın kültürünü kendine kaynak edinmişti. Her büyük şiir, büyük roman dilin kendine uygun güzelliğiyle birlikte yaratılır. Kötü, uydurma, halktan ayrı kalmış bir dille yazılan şiir ve roman zamanede ne kadar tanınır ünlenirse ünlensin ömrü kısa olur.
Unutmadığım bir dostluk daha var, o da şair Suphi Taşhan. Meyhanede Suphi’yle de dostluk kurulmuştu. Onun ömrü ne yazık kısa oldu. İyi bir şairdi ya sanırım az şiir yazdı. Suphi Taşhan’la ben tanıştırdım Kırca’yı. İki şairin dostluğu güzel bir dostluktu. Onun o günlerde yazdığı bir şiir dillerdeydi: Bahar istediğimi getirmedi/Bahar yine gelecek.
Cemal Kırca’nın şiirlerinden teker teker söz etmeyeceğim, bu kitapta okuyacaksınız. Yalnız size bir şiirini önereyim. Şiirin adı KAPLAN. O bir destan parçasıdır.
13.11.2007 22:38 1859 okuma.
Yazarın bütün yazıları :
Unutulan Şair Cemal Kırca 13.11.2007 |