Köşe Yazıları
 Aydan YALÇIN aydanyalcin06@gmail.com
Dağlarca’nın Ardından ...
Merhaba ...
Kalbinize gülmelerimi,ağlamalarımı,üzüntülerimi,sevinçlerimi ve papatyalar bıraktım.Sevginin eşsiz kışı böyle başlasın diye ...
“ ne korkuyorsun geceleri
ölüm! Yaşayacağını yok edebilir
yaşadığını değil.”
Rengini kaybetti zaman, buza kesti görüntü,siyah beyaz oldu an .Şair yorulmuş olmalı ki hızından, düşlerin yastığı altında mavimsi uykulara yürüdü.Şiir,kirpik ucundan ağladı yine ...
Eylül ayında kaybettiğimiz büyük şairlerimizden İlhan Berk’in ölümüne henüz alışamamışken, telefonumdan arayan bir şair arkadaşımın titreyen sesiyle yasa boğuldum. Büyük bir çınar devrilmiş, bir yıldız kaymıştı edebiyat dünyamızdan.Yukarıdaki anlamlı dizelerin yazarı, Çağdaş Türk Şiirinin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca yaşamını kaybetmişti.İşte şiir, yine ağlıyordu kirpik ucundan...
Dağlarca’nın ölümü eşsiz şiirler bırakacağı günleri yok etse de; O, yaşadığı süre içinde bizlere kuşaklar boyunca okuyup ders alacağımız ölümsüz eserler bıraktı. Erken yaşta ölen bir çok şair ve yazarımızı düşünürsek; Fazıl Hüsnü Dağlarca,75 yılı şiire adanmış, 94 yıllık bir ömür yaşadı ve 140’a yakın eser bıraktı bizlere, şanslıydık. Son 40 yıldır “Türk Şiirinin yaşayan en büyük şairi ”olarak anılıyordu. Büyülü bir dili ve simgesel anlatımıyla, imgenin gizemli ve sonsuz dünyasında gezinen bir şairdi ve adını ilk kez İstanbul Dergisinde yayımladığı “Yavaşlayan Ömür ”adlı şiiriyle duyurdu.İlk kitabı 1935’de “Havaya Çizilen Dünya” adlı kitabı olup, bu kitabıyla Cumhuriyet döneminin gizemli şiir geleneği içinde yer aldı.1940’da çıkardığı “Çocuk ve Allah” adlı 2.kitabı,Türk Edebiyatında bir başyapıttır. Dağlarca, Türk Edebiyat akımlarından ne hece, ne garip, ne de ikinci yenici akımdandı. Doğan Hızlan’ın deyişiyle “O, tek başına bir okuldu.” ve asla taklit edilemedi.Çağdaş Türk Şiirine yepyeni bir anlam, kavrayış ve ses getirmiş olup, şiirini sürekli yenileyen; Türk Şiirinin ses bayrağı, Cumhuriyetin sancaktarıydı. Bir konuşmasında.”Türkçe’den ayrı kalmak en büyük acım olur “ diyerek Türk diline olan bağlılığını ve sevgisini dile getirmiştir.
Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Her bir heceden heceden
.........
Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elif'cik
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden
Hepimizin bildiği ve dilinden düşürmediği, seslendirildiği an hepimizin birer Elif olduğu “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirinde ne de güzel anlatmıştır,Türk Kadının Kurtuluş savaşındaki azmini ve başarısını, değil mi?
Evet,Türk şiirinin usta şairini uğurladık.Bugün; arı,duru Türkçe’yle yazılan her şiirde,onun emeği vardır.Unutmayın ki bir şair, insanın yok edilmek istendiği, zulüm ve haksızlık gördüğü her yerde vardır.Her zaman da var olacaktır. Dağlarca da vardı, bizler de olacağız.Bu bizim insana, insanlığa olan borcumuzdur.
Işık ve sevgiyle...
25.12.2008 16:18 1034 okuma.
Yazarın bütün yazıları :
Şiirin Başbakan'a Çelmesi 27.10.2008 Dağlarca’nın Ardından ... 25.12.2008 |